Küresel döviz piyasalarında haftanın ilk işlem gününde yaşanan gelişmeler incelendiğinde ABD ile İran arasında yeniden yükselen gerilimin yatırımcı davranışlarında belirgin değişimlere yol açtığı ve bu durumun özellikle Asya para birimlerinde genel bir zayıflık görünümünü beraberinde getirdiği açık bir şekilde görülmektedir ve piyasa genelinde temkinli bir eğilim oluşmaktadır.
Asya işlem saatlerinde bölgesel para birimlerinin büyük bölümünün dolar karşısında değer kaybettiği gözlemlenirken doların artan güvenli liman talebiyle yeniden güç kazandığı ve son haftalarda yaşadığı değer kayıplarının önemli bir kısmını telafi etmeye başladığı dikkat çekmekte olup yatırımcıların riskten kaçınma eğilimi belirginleşmektedir.
Hafta sonu ABD ile İran arasında yaşanan gelişmeler ve Hürmüz Boğazı çevresinde artan tansiyon piyasalarda risk algısını belirgin şekilde yükselterek yatırımcıların daha temkinli bir duruş sergilemesine neden olmuş ve riskli varlıklardan çıkış eğilimini güçlendirerek küresel piyasalarda dalgalanmayı artırmıştır.
ABD’nin İran’a ait bir gemiye müdahale ettiği ve gemiyi ele geçirdiği yönündeki açıklamalar jeopolitik risklerin yeniden fiyatlanmasına yol açarken doların güvenli liman özelliğini ön plana çıkaran en önemli gelişmelerden biri olarak öne çıkmış ve döviz piyasalarında yön belirleyici bir unsur haline gelmiştir.
İran tarafının bu gelişmeye sert tepki göstermesi ve ABD’yi ateşkesi ihlal etmekle suçlaması piyasalardaki belirsizlik ortamını daha da artırarak yatırımcıların riskten kaçınma eğilimini güçlendirmiş ve bu durum volatilitenin yükselmesine ve fiyatlamalarda dalgalanmanın artmasına neden olmuştur.
Tahran yönetiminin Hürmüz Boğazı’nı yeniden kapatma kararı alması küresel enerji arzına yönelik endişeleri artırmış ve bu durumun hem emtia fiyatları hem de döviz piyasaları üzerinde baskı yaratarak risk iştahını zayıflattığı ve yatırımcıların daha korumacı pozisyonlar aldığı görülmüştür.
Bu gelişmelerin etkisiyle dolar endeksinin Asya seansında yüzde 0,2 oranında yükselerek son dönemdeki düşüş eğilimini tersine çevirdiği ve doların yeniden güç kazanma sürecine girdiği açık bir şekilde izlenirken piyasalarda yön arayışının devam ettiği dikkat çekmektedir.
Buna karşın bölgesel para birimlerindeki kayıpların sınırlı kalması ABD’nin daha sert askeri adımlardan kaçınabileceğine yönelik beklentilerin piyasalarda kısmi bir denge unsuru oluşturduğunu ve panik satışlarının önüne geçilerek daha kontrollü bir fiyatlama sürecinin oluştuğunu göstermektedir.
Piyasaların aynı zamanda ABD ve Asya ekonomilerine ilişkin açıklanacak makroekonomik verileri beklediği ve yatırımcıların bu süreçte daha temkinli hareket ederek pozisyonlarını sınırlı tuttuğu ve risklerini daha kontrollü bir şekilde yönetmeye çalıştığı gözlemlenmektedir.
Özellikle ABD’de açıklanacak perakende satış verilerinin ekonomik aktiviteye ilişkin önemli sinyaller vermesi beklenirken bu verilerin doların kısa vadeli yönü üzerinde belirleyici bir rol oynayabileceği ve piyasalarda volatiliteyi artırabileceği değerlendirilmektedir.
Çin yuanı tarafında ise USD/CNY paritesinin görece sınırlı hareket ettiği ve Çin Merkez Bankası’nın faiz oranlarını sabit tutarak mevcut para politikası duruşunu koruduğu ve piyasaya ek bir sürpriz vermeyerek istikrarı sağlamaya çalıştığı görülmüştür.
Yuanın son dönemde üç yılın en düşük seviyelerine yakın seyretmesine rağmen merkez bankasının güçlü orta nokta belirlemeleriyle para birimini desteklemeye devam ettiği ve bu sayede sert değer kayıplarının önüne geçilmeye çalışıldığı dikkat çekmekte ve piyasa dengesi korunmaktadır.
Japon yeninde USD/JPY paritesinin yükselmesi yenin dolar karşısında zayıfladığını gösterirken yatırımcıların açıklanacak enflasyon ve ticaret verilerine odaklandığı ve bu verilerin para politikası beklentileri açısından önemli sinyaller üretebileceği değerlendirilmektedir.
Avustralya doları ise son haftalarda sergilediği güçlü performansın ardından sınırlı bir geri çekilme yaşarken faiz artışı beklentilerinin büyük ölçüde fiyatlara yansımış olması nedeniyle yukarı yönlü hareketin ivme kaybettiği ve daha dengeli bir seyir izlediği görülmektedir.
Güney Kore wonu ve Singapur doları da dolar karşısında değer kaybederken bölgesel para birimlerinde genel bir zayıflık eğiliminin hakim olduğu ve bu durumun küresel risk algısındaki bozulmayla doğrudan bağlantılı olarak ortaya çıktığı açık bir şekilde gözlemlenmektedir.
Hint rupisi ise sınırlı bir değer kaybı yaşamasına rağmen önceki rekor düşük seviyelerin üzerinde kalmaya devam ederek diğer bölgesel para birimlerine kıyasla daha dengeli bir görünüm sergilemiş ve görece daha sınırlı bir baskı altında kalmayı başarmıştır.
Genel olarak değerlendirildiğinde küresel piyasalarda yaşanan bu gelişmeler jeopolitik risklerin ve makroekonomik verilerin döviz piyasaları üzerindeki belirleyici etkisini bir kez daha ortaya koyarken yatırımcıların önümüzdeki süreçte hem siyasi gelişmeleri hem de ekonomik verileri yakından takip etmeye devam edeceğini net bir şekilde ortaya koymaktadır.

