Bank of America tarafından yapılan son değerlendirmede Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın 22 Nisan tarihinde gerçekleştireceği Para Politikası Kurulu toplantısında faiz oranlarına ilişkin iki temel senaryonun öne çıktığı ayrıntılı ve kapsamlı bir şekilde ifade edilerek piyasalarda oluşan beklentilere önemli bir çerçeve sunulmuştur.
Banka ekonomistlerinden Hande Küçük tarafından yapılan analizde mevcut durumda efektif fonlama faizinin yüzde 40 seviyesinde sabit tutulmasının ana senaryo olarak değerlendirildiği belirtilmiş ve bu yaklaşımın mevcut politika duruşuyla uyumlu olduğu kapsamlı biçimde vurgulanmıştır.
Ancak bu kararın piyasa açısından oldukça kritik olduğu ve farklı politika seçeneklerinin masada bulunduğu vurgulanarak Merkez Bankası’nın alacağı kararın yalnızca kısa vadeli değil orta ve uzun vadeli beklentiler açısından da belirleyici olacağı ifade edilmiştir.
Merkez Bankası’nın önünde bulunan ilk seçenek bir haftalık repo faiz oranını yüzde 37 seviyesinde sabit tutarak fonlamayı üst banttan sürdürmek olarak öne çıkarken bu yaklaşımın mevcut sıkılaştırma politikasının dolaylı şekilde devam ettirilmesi anlamına geldiği değerlendirilmiştir.
İkinci seçenek ise politika faizinin doğrudan yüzde 40 seviyesine yükseltilmesi ve daha net bir sıkılaşma mesajı verilmesi olarak değerlendirilmekte olup bu adımın piyasa güveni açısından daha güçlü bir sinyal oluşturabileceği kapsamlı biçimde ifade edilmiştir.
Küresel piyasalarda son dönemde gözlenen iyileşme ve Türkiye’nin döviz rezervlerinde yaşanan artış daha temkinli bir yaklaşımın benimsenebileceğine işaret etmekte ve bu durumun politika yapıcılar açısından daha dengeli bir karar alanı oluşturduğu değerlendirilmektedir.
Bu çerçevede repo faizinin yüzde 37 seviyesinde tutulması ihtimalinin güç kazandığı ifade edilmekte ve mevcut politika setinin korunmasının kısa vadede istikrarı destekleyebileceği yönünde görüşler öne çıkmaktadır. Buna karşın Bank of America değerlendirmesinde politika güvenilirliğinin artırılması açısından faiz artışı seçeneğinin daha güçlü bir ihtimal olarak öne çıktığı belirtilmekte ve bu seçeneğin yatırımcı algısını güçlendirebileceği ifade edilmektedir.
Yaklaşık 300 baz puanlık bir artışla politika faizinin yüzde 40 seviyesine çıkarılması piyasalar açısından daha net bir mesaj olarak değerlendirilmekte ve bu adımın enflasyonla mücadelede kararlılık göstergesi olarak algılanabileceği belirtilmektedir.
Yüksek enflasyon görünümü ve finansman ihtiyacının devam etmesi faiz artışını destekleyen unsurlar arasında gösterilmekte ve bu faktörlerin para politikası kararlarında belirleyici rol oynadığı kapsamlı biçimde ifade edilmektedir. Mevcut durumda efektif fonlama faizi yüzde 40 seviyesinde bulunurken bir haftalık repo faizi yüzde 37 seviyesinde yer almakta ve bu fark Merkez Bankası’nın politika araçlarını esnek biçimde kullandığını gösteren önemli bir unsur olarak değerlendirilmektedir.
Bu durum Merkez Bankası’nın dolaylı sıkılaştırma politikasını sürdürdüğüne işaret etmekte ve likidite yönetimi üzerinden piyasalara yön verme stratejisinin devam ettiğini ortaya koymaktadır.
22 Nisan’da açıklanacak faiz kararı piyasalarda yön belirleyici gelişmeler arasında yer almakta ve bu kararın kısa vadeli fiyatlamaların yanı sıra orta vadeli beklentiler üzerinde de etkili olacağı öngörülmektedir. Kararın hem iç piyasalarda hem de uluslararası yatırımcı algısında önemli etkiler yaratması beklenmekte ve özellikle yabancı yatırımcıların Türkiye’ye yönelik risk değerlendirmelerinde belirleyici bir rol oynayacağı ifade edilmektedir.
Merkez Bankası’nın bu toplantıda hem güvenilirlik hem de ekonomik denge açısından hassas bir karar vereceği öngörülmekte ve alınacak kararın para politikası çerçevesinin geleceği açısından kritik bir referans noktası oluşturacağı değerlendirilmektedir.
Bu nedenle açıklanacak kararın para politikası duruşu açısından kritik bir dönüm noktası olabileceği ve hem enflasyonla mücadele sürecinde hem de finansal istikrarın sağlanmasında belirleyici etkiler yaratabileceği kapsamlı biçimde değerlendirilmektedir.

