Merkez Bankalarının Altın Stratejisinde Yeni Dönem: Yeni Alıcılar Sahneye Çıkıyor

Merkez Bankalarının Altın Stratejisinde Yeni Dönem: Yeni Alıcılar Sahneye Çıkıyor

Küresel piyasalarda artan jeopolitik riskler ve dolar merkezli rezerv sistemine alternatif arayışları doğrultusunda merkez bankalarının altın talebinde yeni bir genişleme süreci yaşandığı görülürken Dünya Altın Konseyi tarafından yapılan değerlendirmelerde uzun süredir altın piyasasında aktif rol almayan bazı ülkelerin yeniden alım yönünde adım attığı ve özellikle Guatemala Endonezya ve Malezya gibi ekonomilerin son dönemde ya ilk kez ya da uzun bir aradan sonra altın rezervlerini artırmaya başladığı ifade edilirken bu eğilimin 2026 yılı boyunca da devam etmesinin beklendiği belirtilmekte olup altın fiyatlarının Ocak ayı sonunda ulaştığı yaklaşık 5.600 dolar seviyesinden itibaren bin doların üzerinde değer kaybederek 4.340 dolar bandına gerilemesi piyasalarda dikkat çeken bir düzeltme sürecine işaret ederken bu düşüşün kısmen teminat tamamlama çağrıları nedeniyle gerçekleşen zorunlu satışlardan kaynaklanmış olabileceği değerlendirilmekte ve bazı merkez bankalarının yerel üretimi desteklemek amacıyla küçük ölçekli madencilerden doğrudan alım yaptığına dair veriler öne çıkarken yüksek fiyat seviyelerinin merkez bankalarının alım iştahını sınırlayabileceği ancak buna rağmen 2025 yılında 863 ton seviyesinde gerçekleşen alımların 2026 yılında 850 ton civarında kalmasının beklendiği ve bu seviyelerin geçmiş dönem ortalamalarının üzerinde seyretmeye devam ettiği ifade edilmekte olup merkez bankalarının toplam altın talebi içerisindeki payının yüzde 17 civarında olması bu aktörlerin piyasa üzerindeki etkisini güçlendirmeye devam ederken fiyat hareketlerinin rezerv kompozisyonu üzerindeki etkisi ve mevcut altın varlıklarının toplam rezervler içindeki ağırlığının artması talep dinamiklerini şekillendiren unsurlar arasında yer almakta ve son dönemde yaşanan fiyat düşüşlerine rağmen merkez bankalarının bu fırsatı alım yönünde değerlendirip değerlendirmeyeceğinin piyasanın yönü açısından belirleyici olacağı anlaşılmaktadır.